«Yakınlaşma Yolunda Zihin Kontrolü» Konusunun 7 Sayfalık Özeti (%10 Yoğunlukta)

«Kurb Yolunda Zihin Kontrolü» Konusunun 7 Sayfalık Özeti (%10 Yoğunlukta)
Künye:
- Tarih: Muharrem 1397 (2018)
- Yer: Tahran, Âyetullah Hakşinas (r.a.) Hüseyniyesi
- Konu: Kurb Yolunda Zihin Kontrolü
- Sohbet Metinleri: Burada
- Sohbet Ses Kayıtları: Burada
- Ders Sayısı: 11 Oturum
Zihin Kontrolü Nedir?
İnsanın fiilleri ve eylemleri temelde ikiye ayrılır: Birincisi, bedenin azalarıyla gerçekleştirilen zâhirî fiiller; ikincisi ise insanın ruhunda ve derûnunda vuku bulan bâtınî fiillerdir. İçsel davranışlar da kendi içinde iki kısma ayrılır: Birincisi, daha ziyade duygularımızla ve hislerimizle ilgili olan ve kontrol edilmesi son derece güç olan kalbî ameller; ikincisi ise kontrolü nispeten daha kolay olan zihnî amellerdir. Kalbî davranışların ve meyillerin kontrolü, zihin kontrolü yoluyla gerçekleştirilebilir; neyi düşünüp neyi düşünmeyeceğimiz gibi. Zira zihin, bazen zayıf olan sevgileri ve ilgileri pekiştirip güçlendirebilir.
İnsan, bedenindeki kasların gücünü egzersiz yaparak nasıl artırabiliyorsa, ruhunun gücünü de aynı şekilde artırabilir. Ruhun güçlenmesi için en mühim egzersiz ve idman ise zihin kontrolüdür.
Zihin kontrolünün en mühim tecellilerinden biri «niyet»tir. Niyet, insanın kalbî arzusunun zihinde gözden geçirilip yoğrulmasıdır. Niyet; aklın ve kalbin, yani düşünce ile meylin birleşimidir.
Zihin kontrolü; istediğin bir konuya odaklanabilmen, bir mesele üzerinde dilediğin kadar düşünebilmen (nicelik) ve aynı zamanda ona derinlemesine yönelebilmen (nitelik) demektir. İnsanlar genelde güzel bir konuya bir anlığına dikkat kesilseler dahi çok geçmeden dikkatleri dağılır ve zihinleri başka tarafa kayar. Yani dikkatlerini o mesele üzerinde sabit tutmaya güçleri yetmez. Oysa zihin kontrolü insana, güzel bir konuya uzun bir müddet derinlemesine odaklanabilme kudreti bahşeder. Zihin kontrolü gücüne sahip olduğunda, hiç kimse senin dikkatini istemediğin bir yöne çekemez; birisi bunu yapmaya kalkışsa dahi, dikkatini hemen oradan çevirip uzaklaştırabilirsin.
Zihnimizi Neden Kontrol Etmeliyiz?
Günümüzde insanların dikkatini celbetmek için pek çok araç ve unsur türetilmiştir ki bu, insan haysiyetine yönelik açık bir hakarettir. İnsan, dikkatinin dizginlerini kendi elinde tutmaya gayret etmeli ve başkalarının dikkatini esir alabileceği ortamlarda fazlaca bulunmamalıdır; bu ortamlar iyi ve dinî meclisler olsa bile! Şayet hâlinin düzelmesi ve kendine gelebilmen için birilerinin sürekli senin dikkatini mânevî meselelere çekmesi gerekiyorsa, bu dahi bir zaaftır ve doğru değildir.
İnsanlar dinin en mühim semeresini «merhamet, cömertlik, edep...» gibi kavramlar olarak görürler. Elbette bunların tamamı dindarlığın semerelerindendir; ancak bilinmelidir ki bu hasletler, ruhî bir güç olmaksızın neredeyse kıymetsizdir. Zira «Acizlikten ve zayıflıktan kaynaklanan iyiliğin hiçbir değeri yoktur!»
Ruhî güç, insanın sahip olduğu güzelliklerden yalnızca biri değildir; bilakis bütün güzelliklerin menbaıdır. Zayıflık da insanın kusurlarından sadece biri değildir; bilakis bütün kötülüklerin davetçisidir. Takvanın, imanın ve mâneviyatın en birinci yahut en üstün ölçüsü, güçlü olmandır. İnsanın zihnî gücü ise tam olarak şuradan başlar: «Zihninin istemediğin şeylerin peşine düşmemesi ve arzuladığın şeye odaklanabilmesi.» İnsan ruhundaki en büyük kudret kaynağı ve kemâl yolunda atılan adımların başlangıcı işte tam olarak budur.
Dinde, «zihin kontrolü»ne işaret eden pek çok ifade bulunmaktadır; bunların başında birbirinin zıddı olan «zikir» ve «gaflet» kelimeleri gelir. Zikir dikkattir, gaflet ise dikkatsizliktir; dolayısıyla zikir zihni kontrol etmek, gaflet ise zihin kontrolünü kaybetmektir. İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurur: «Hidayet ve sapkınlığın aslı ve kökü, zikir ve gaflettir» (... وَ أَصْلُهُمَا مِنَ الذِّکْرِ وَ الْغَفْلَة; Misbâhu’ş-Şerîa, s. 55). Dünyanın peşin olması insanı bozmaz; bilakis insanı bozan şey, dünyaya dair düşünceler ve zihnin sürekli onunla meşgul olmasıdır. Hâl böyleyken, veresiye olan ahiretin, onu hiç düşünüp anmaksızın seni ihya ve mamur etmesini nasıl bekleyebilirsin?!
Güzel bir düşünceye ve zikre sahip olabilmek için zihnimizi ve düşüncelerimizi kontrol etme gücünü elde etmeliyiz. İçimizde sayısız güzellikler vardır; güzel tefekkür ve zikirlerle onları cilalamalı ve uyandırmalıyız. İmam Hasan Müctebâ (a.s) şöyle buyurmaktadır: «Size Allah’a karşı takvalı olmayı ve sürekli tefekkürü (yani derin ve uzun uzadıya düşünmeyi) tavsiye ederim; zira tefekkür, her hayrın anası ve babasıdır» (أُوصِیکُمْ بِتَقْوَى اللَّهِ وَ إِدَامَةِ التَّفَکُّرِ فَإِنَّ التَّفَکُّرَ أَبُو کُلِّ خَیْرٍ وَ أُمُّه; Mecmûatü Verrâm, c. 1, s. 52).
Zihin kontrolü gücüne sahip olmayan bir kimse, her düşünceye daldığında zihni hemen olumsuz şeylere kayar; bu yüzden de pek çok fikrî ve ruhî sıkıntıya duçar olur. Zihni, insanda hasret ve pişmanlık uyandıran geçmişe saplanıp kalmaktan ve endişe doğuran kötü gelecek kaygılarından alıkoymak gerekir. İnsan "şu an"ı düşünebilme iradesine sahip olmalıdır; psikologlar bu yeteneği, insanın birçok ruhsal sıkıntıdan kurtulmasının başlangıcı olarak kabul ederler.
En kötü günahlar zihinde işlenir; tıpkı insanın aklına «Filanca kişi yaptığım işi beğendi!» düşüncesinin gelmesi gibi riya türü ameller böyledir. Riyadan daha da beteri ise «ucub», yani kendini beğenmişliktir. Bir insanın zihnine «Ben ne kadar da iyi biriyim» düşüncesi düştüğü an, bütün amelleri heba olup gider.
Zihinde vuku bulan bir diğer büyük günah da Allah’a karşı sûizandır; yani insanın kendi zihninde Allah’ın ona destek olup olmayacağı konusunda şüpheye düşmesidir. Yaşadığımız türlü streslerin ve endişelerin temel sebebi, zihnin Allah’a karşı sûizanna yönelmesidir.
Nasıl ki en büyük günahların merkezi zihinse, en büyük sevapların merkezi de zihindir; nitekim aslında güzel bir yöneliş ve odaklanma olan «tövbe» de böyledir. İnsanın zihninde onun saadetine vesile olan pek çok güzel hâl gerçekleşir; tıpkı Allah katında büyük bir kıymeti olan güzel bir arzu ve temenni gibi... Bazen Allah, kaderimizi zihnimizden geçen bu olumlu düşüncelere göre şekillendirir. Kıyamet günü kimseye amel etme fırsatı verilmez; fakat «Allah’a hüsnüzan beslemek» öyle zihinsel bir ameldir ki orada dahi tesirini gösterir.
Zihin kontrolü yalnızca insanın kendisi için değil, başkaları hakkında da son derece önemlidir; zira hem sosyal ilişkilerimizde hem de akıbetimizin hayırla sonuçlanmasında belirleyicidir. Fizik bilimi, insanların zihinsel dalgalarının birbirine aktarıldığını söyler; dolayısıyla başkaları hakkında kötü bir zihniyete sahip olmak, insanın onlarla olan ilişkilerini olumsuz etkiler. Öyleyse birbirimiz hakkında asla menfi düşünmemeli, bilakis müspet düşünmeli ve birbirimizin hayrını istemeliyiz.
İnsanlar, hayvanların aksine ilgi ve sevgilerini değiştirebilirler; hatta dünyadan bağlarını koparıp ölüme dahi meyledebilirler. Allah insana: «İlgi ve arzularını bilinçli ve kontrollü bir şekilde yavaş yavaş değiştir!» der; fakat Siyonistlerin insanlığı köleleştirmek için kurguladıkları Batı kültüründe ise insana: «Arzularının peşinden git!» telkini yapılır.
İlgi ve eğilimleri değiştirmenin iki yolu vardır: Biri, özellikle süreklilik arz ettiğinde «insanın amel ve davranışları», diğeri ise «zihin kontrolü»dür. İnsan hangi meseleyi düşünür ve ona odaklanırsa, onun sevgisi iç dünyasında kuvvetlenir; her neyi düşünmez ve dikkatini ondan çekerse, onun sevgisi de içinde zayıflar. Tıpkı güneş ışığının vurup vurmamasının bir bitkinin büyümesini etkilediği gibi.
Hazdan servete, güçten makama kadar arzu ettiğimiz her şey, zihin kontrolü gücümüze bağlıdır. İnsan, zihnini kontrol edebilme kudretiyle başarının en zirve noktasına ulaşır.
Zihnimizi Nasıl Kontrol Edebiliriz?
Dinî kültürümüzde, zihnimizi kontrol etme gücümüzü artırabileceğimiz muhtelif meseleler ve vesileler bulunmaktadır. Şimdi bunlardan en mühim ve en tesirli olan bazılarını inceleyelim.
1. Namaz
İslam, terbiye programının en temel rüknü olan «namaz»ın asıl hedefini zihin kontrolü olarak tayin etmiştir. Namazın ruhi terbiyesindeki felsefe zihin kontrolüdür; zira «teveccüh ve dikkat», namazın hakikatinin bizzat kendisidir. Namazın gayesi birtakım bedensel hareketleri yerine getirmek değil, aksine namazın batıni manalarına ve gayelerine yönelik zihinsel bir uyanıklık ve odaklanmadır. Namazın tekrara dayalı olması, zihin kontrolü için fevkalade bir temrindir (egzersizdir). Allah, namazın tekrarlı oluşuyla tâli (ikincil) unsurların senin dikkatini dağıtmamasını, böylece bizzat kendi zihninin kudretiyle tek bir şeye odaklanabilmeni ve zihnini kontrol etme gücünü artırmanı murat etmektedir.
2. Allah’ı Anmak (Zikir)
Zihnin terbiyesi için iki tür çalışmanın gerçekleşmesi gerekir: Biri «zihni kötü şeylerden çevirmek», diğeri ise «zihni iyi şeylere yöneltmek». İyi şeylerin başında ise bizzat «Allah» gelir. O yüce azametiyle Allah, bizi o kadar çok sevmektedir ki bizzat Kendisini terbiyemizin vesilesi kılmaktadır.
Bir anlığına da olsa Allah’ı hatırlamaya çalış. Zihnin bu hatırdan uzaklaştığında onu yeniden geri getir. Bunu sürdür ve hayatında «Allah’ı hatırlama» sayısını çoğalt ki nihayetinde Allah’ı anmanın miktarı da artsın. Belki sürekli Allah’ı anmaya odaklanmak oldukça güç olabilir; lâkin defalarca Allah’ı hatırlamak son derece kolaydır. Allah’ın azameti, kudreti ve merhameti, O’nu tefekkür etmemize ve hatırlamamıza yardımcı olan hususlardandır.
3. Şükür
İnsanın zihni başıboş kaldığında, olumsuz şeylere yönelir. Şayet zihnimizin sahip olmadıklarımızın peşine düşmesini, geçmişin hasreti ve geleceğin endişesiyle boğuşmasını istemiyorsak, dinin bize sunduğu çok mühim bir egzersizi tatbik etmeliyiz: Yani kendimizi «daima bardağın dolu tarafına bakmaya» alıştırmalıyız; sahip olduklarımıza bakmalı ve bunlardan ötürü Allah’a şükretmeliyiz. Nimete şükretmek, hakikatte bizim bakış açımızı değiştirir. Sahip olduklarına odaklan ve bil ki Allah bunları sana vermeyebilirdi de. İnsan bu tür bir bakışa alışırsa, zihni canlanır ve kendi kontrolü altına girer.
Zihni olumsuz şeylerden uzaklaştırmak oldukça zor bir iştir; fakat zihni olumlu şeylere yöneltmek daha kolaydır. Şayet zihnimizi sürekli olumlu şeylere tevcih eder ve buna alışmasını sağlarsak, zihnin dikkatini başka yöne çevirmekte pek zorlanmayız. Eğer müspet düşünen kimseler olur ve her şeye —acı hadiselere dahi— bardağın dolu tarafından bakar ve Allah’a şükredersek, işte o zaman sıradan ve gündelik işlerle dahi tekamül eder, olgunlaşırız.
Şükür mevzusuna bakmak tatlı olduğu için, nazarını o konu üzerinde daha uzun süre tutabilirsin. «Allah’a hüsnüzan beslemek» de fevkalade mühimdir; zira Cenâb-ı Hak, bizim hüsnüzannımıza göre nimetlerimizi ve mukadderatımızı tebdil eder (değiştirir). Ancak şükür tecrübesine sahip olan bir kimse Allah’a karşı hakiki bir hüsnüzan besleyebilir.
Eğer Allah’ın nimetlerini sıkça hatırlama konusunda temrin yapmak istiyorsan, bazı şeylere de bakmamayı (dikkat kesilmemeyi) öğrenmelisin. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır: «Dünya ehlinin elinde bulunan şeylere çokça göz dikmeyin (çokça bakmamak zihin kontrolü kapsamındadır; öyleyse gözün başkalarının malına mülküne kaydığında bakışını hemen başka tarafa çevir). Kim Allah’ın başkalarına bahşettiği nimetlere çokça bakarsa, hüznü uzar; Allah’ın kendisine verdiği nimetleri küçük görür ve dolayısıyla Allah’a olan şükrü azalır. Daima senden daha aşağıda (daha az imkâna sahip) olana bak; bu sayede Allah’ın nimetlerine daha iyi şükredebilir ve nimetin artırılmasına layık hale gelirsin.» (İyyâkum en temuddû etrâfekum ilâ mâ fî eydî ebnâi’d-dünyâ...; el-Usûlü’s-Sittete Aşer, Dârü’l-Hadîs, s. 209)
4. Gaflet
Zihin kontrolünün yollarından biri de «gaflet»tir; örneğin kendimizi dünyadan gafil kılmaya çalışmalıyız. Gaflet amaliyesi iradi de olabilir. Mademki gayriihtiyari (iradesizce) Allah’tan gafil oluyoruz, öyleyse irademizle dünyadan gafil olmaya gayret edelim. Zihninin olumsuz meselelere kaydığını fark ettiğin her an, o düşünceyi zihninden söküp at. Odaklanmak —bilhassa maveraî ve gaybî hakikatlere odaklanmak— zordur; lakin dikkatimizi başka yöne çevirmek kolaydır. Yani insan, düşünmemesi gereken şeylerden dikkatini kolayca uzaklaştırabilir. Türlü türlü olumsuz düşüncelerin zihnimize hücum etmesine mâni olmaya çalışalım. İşte bu amel (iradi gaflet), zihin kontrolü için en mühim egzersizlerden biridir.
Your feedback on this article
Share your thoughts, suggestions, or comments regarding this article.


